ABDURRAHMAN SÂMÎ SARUHÂNÎ UŞŞÂKÎ (Kaddesallahu sırrahu’l âlî) (1879 – 1934)

ABDURRAHMAN SÂMÎ SARUHÂNÎ UŞŞÂKÎ (Kaddesallahu sırrahu’l âlî)
(1879 – 1934)

002

001

AbdurrahmanSamiNiyazi01

Şeyhi Ahmed Şücâeddin Efendi (KS)

003

ABDURRAHMAN SAMİ NİYAZİ’NİN(K.S) HAYATI

a-îsmi ve Nisbesi

Sefîne-i Evliyâ’nın bize verdiği bilgiye göre müellifimizin dünyaya gelişini tebrik için babasını ziyarete gelen Çöplü Dede adlı bir zat “Efendim bu bebeğin adı Abdurrahman olsun” demiş babasıda buna Sâmi ismini ilâve ederek oğluna Abdurraman Sâmi ismini koymuştur.*1

Kendi kitablarmda nisbesini “Manisevî” “Sarûhânî” olarak belirtmiştir. “Evrâd-ı Mukarrebîn” adlı eserinin mukaddimesinde “Mevliden saruhanlı. Mevtinen İstanbullu’yum” demektedir. Böylece tam ismi Abdurrahman Sâmi Sarûhânî. Islambolî ibn Muhammed Âsim ibn Şeyh Ahmed Fevzi ibn hüseyn ibn el-Hâc el-Hâfız olmaktadır. Abdurrahman Sâmi ‘nin tarikat nisbesi oldukça zengindir. Kendisi birçok tarikattan hilâfet almıştır. Bu nisbeleri tasavvufî şahsiyyetini anlatırken zikredeceğiz.

b-Dogum Yeri ve Yılı Abdurrahman Sâmi, 12 Rebîulevvel 1296 /1876 m. yılında, Saruhan’da dünyaya gelmiştir. 1934’de vefât etmesi hasebiylı  58 yıl yaşamıştır.*2

c-Ailesi: Babası Kadı Muhammed Âsim Efendi olup Mekke ve Medine valiliklerinde bulunmuş âlim bir zâttır. Onun da babası Şeyh Ahmed Nûrî’dir. Baba tarafından soyu Hz. Ömer’e ulaşır.*3

Sefine ve diğer kaynaklarda annesinin ismi geçmemektedir, Anne tarafından soyunun Hz. Zeyneb’e ulaştığı Sefîne’de görüyoruz.

d-Gençligi Tahsili ve Yetişmesi: Abdurrahman Sâmi ilk tahsilini Manisa’da tamamladıktan sonra İstanbul Fâtih Çifte Ayak Bahr-ı Sefîd Medresesi’ne gelerek zamanın allâmesl olan Hüseyin Necmeddin Pürzetî’den ilim tahsil etmiştir. Ebû Bekir Edirnevî’den(KS), Gelibolulu Ahmed Şücâeddin Efendi’den(KS) hal eğitimi almıştır. Nakşi ve Kâdirî tarikatlarının büyüklerinden vazife alıp istidatlarının büyüklüğü sebebiyle her iki tarikatten de hilâfet tâcını giymiştir.*4

Kendi ifâdesine göre Abdurrahman Sâmi küçük yaştan beri zikre devam ederdi. Bir gece rüyasında Hz. Peygamberi (SAV) görmüş ve onun verdiği Nalin-i giymiştir. Bundan sonra aşk ve cezbeye tutularak bir şeyh aramaya başlar ve yine Rasulullah’ın(SAV) işaretiyle Çanakkale’de bulunan Uşşâkî Şeyhi Ahmed Şücâeddin Efendi’nin(KS) halkasına girer. İlk karşılaşmaları şöyle olmuştur: Ahmed Şücâeddin Efendi (KS) vaaz ediyormuş, vaazdan sonra gidip elini öpmüş:

-Oğlum Sâmi, malumatım var, nasibinizi vermeye manen memurum, deyip ona biat vermiş. Dört sene sonra da icazet vermiştir, Sâmi Efendi bir gün şeyhine:

-Diğer tarikatlardan da icazet almama müsaade olunurmu, diye sorunca Şeyh Efendi cevaben:

-Hz. Salahi de toplamış idi. Sülük esnasında bu olmaz. Ancak şimdi icazet aldığına göre serbestsin, demiştir. Sâmi Efendi bunun üzerine diğer tarikatlerden de ayn ayn icazet almıştır.*5

e-Resmi Görevi: Kaynakların bize verdiği bilgiye göre Kasımpaşa Kethüda Derğahı postnişinliği haricinde resmi bir görev alıp almadığını bilmiyoruz. Ne var ki buradan aldığı ücreti kendine harcamayıp, Şeyhi Ahmed Şücâeddin Efendi’ye(KS) göndermekteymiş. Kendisi misk ve koku imal edip bunları satarak rızkını temin edmekte imiş. Kimya ile ilgili bir eser vermesi kendisinin aynı zamanda iyi bir kimyager olduğunu göstermektedir . *6

Abdurrahman Sâmi’nin tek çocuğu olan oğlu Muhyiddin’in İzmir’de bir trafik kazasında ölmesi sebebiyle kendisi hakkında aldığımız rivayetler sözel kaynaklara dayanmaktadır. Aile efradından günümüze kimse ulaşmamıştır.

İLMİ VE TASAVVUFİ KİŞİLİĞİ

a-İlmi kişiliği:

Abdurranman Sâmi ilk tahsilini memleketi Manisa’da gördükten sonra İstanbul’a gelerek Fatih Çifte Ayak Bahr-i Sefid medresesinde iyi bir medrese tahsili görmüştür. Kendisi Arapça ve Farsçayı bu dillerde şiir yazacak kadar iyi bilmektedir. Nitekim divanında bu dillerle yazılmış şiirlere rastlamaktayız.*7
Medrese tahsili dışında Fransızca da öğrenerek Batı’dan bigane kalmamıştır, Fransızca bildiği mevsuk olmayan kaynaklardan bize ulaşmasına rağmen eserleri içinde bu lisanı kullanmamıştır. Abdurrahman Sâmi’nin(KS) eserlerinden anlaşılacağı üzere kendisi çift kanatlı bir âlimdir. Hem zahir hem bâtın ilimlerini kendinde toplamıştır. Bunun en güzel örneğini tez konusu olan Fatiha Suresi Tefsiri’dir. Bu eserinde, özellikle besmeleyi batini olarak tefsir etmesine rağmen en detaylı sarf ve nahiv tahlillerini yapmaktan geri durmamıştır. Alıntı yaptığı kaynaklar Beyzavi, Fahri Razi, Mürsi gibi zahiri tefsir ilminin, îbn Arabi(KS), Sadreddin Konevi(KS), Abdülkerim Cili(KS) gibi batini tefsir ilminin zirvesi kişilerdir. Abdurrahman Sâmi(KS) eserlerinde görüşlerini paylaştığı âlimlerin fikirlerine kısaca dokunmaktan ziyade onların bu risalelerini baştan sona derc etme veya çok uzun nakillerde bulunma yoluna gitmiştir. Mesela “Fatiha Suresi Tefsirin”de Abdülkerim Cili’nin(KS) “el-Kehfü’r- Rakîm fî şerh-i Bismillîâhîrrahmânirrahîm” adlı eserini, Kuşeyri’nin “en-Nahvu’l-Müevvel” adlı eserlerini tamamen terceme ederek tefsirine ilhak etmiştir. Eserlerinde şema ve şekil çizimleriyle, anlatıma kolaylık getirmiştir. Bu onun yeni yöntemlere açık bir ilmi kişiliğe sahib olmasını göstermesi açısından önemlidir. Ne var ki türkçe yazdığı eserlerin lisanı çağdaşlarına göre oldukça ağırdır. Tefsir, tefsir usulü, hadis, fıkıh, ilmihal, kelam, sarf, nahiv, mev’ıze, türünde eserler vermekle çok yönlü bir âlim olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca Arapça’dan tasavvuf ve tefsir sahasında tercemeleri vardır. Bu konuda, eserleri bölümünde gerekli bilgi verilmiştir. Eserlerinin birçoğu basılmış olması, onun kitaplarının okunduğunu gösterir. Ne var ki harf devrimi sebebiyle kendisini tanıma imkanı olmamıştır.

b-Tasavvufî Kişiliği; Abdurranman Sâmi(KS) tasavvufi neşve açısından da çok yönlü bir kişilik arzeder. Aşağıda açıklandığı üzere yaklaşık onüç tarikattan icâzet almıştır. Ne var ki o Uşşâki tarikatından irşad görevini sürdürmüş. Şeyh Ahmed Şücâeddin yanında sülükunu tamamladıktan sonra İstanbul Yahya Kethüda Derğahı potsnişîni olarak atanmış ve tekkelerin 1925 yılında kapatılışına kadar bu görevini sürdürmüştür. (Postnîşinlik görevine ne zaman başladığı tesbit edilememiştir.) Bu sebeble kendisi, tasavvuf ilmini teori  ve pratikte kendinde toplamıştır. Tasavvuf sahasında verdiği eserlerle bu ilmin teorisini yaparken, postnişinlik görevi ile de bu işin pratiğini yapmıştır. Fatiha Suresi Tefsiri’nin tahlili bölümünde de belirtildiği üzere kendisi vahdet-i vücud inancını taşımaktaydı. Eserlerinde bu görüşü savunmuştur. Nakilde bulunduğu sufiler genelde vahdet-i vücuda inanan îbn Arabi(KS), Abdülkerim Cili(KS) gibi şahıslardır. Abdurrahman Sâmi’nin(KS) icâzet aldığı tarikatlere gelince:
1-Nakşibendî’nin Mehmed Can Kolu: Hisar Şeyhi Mehmed Nurullah Efendi’den.(KS)
2-Nakşibendi’nin Hâlidiyye Kolu: Eyüp’de Saferullah Efendi’den. (KS)
3-Kâdiriyye’nin Karîbullah Kolu: Mısır şeyhlerinden Ebu’l- Envar Feyzûddin’in halifesi, Şeyh Hilmi Efendi’den.(KS)
4-Kâdiriyye’nin Muhyiddin îbn Arabi Kolu; Şeyh Hayrullah Efendi’den.(KS)
5-Sa’diyye Tarikatı: Edirneli İsmail Rüştü’den.(KS)
6-Şa’bâniyye Tarikatı: İzmirli Şeyh Ahmed Efendi’den.(KS)
7-Rufai ve Bedeviyye Tarikatlarının: İzmirli Şeyh Mustafa Hilmi Efendi’den.(KS)
8-Gülşeniyye Tarikatı: Edirneli Şeyh Şerafeddin Efendi’den.(KS)
9-Şâzeliyye Tarikatı: Şeyh Hayrullah Efendi’den.(KS)
10-Düssûkiyye Tarikatı: Şeyh Abdurranman Kalenderi’den.(KS)
11-Mevleviyye Tarikatı: Manisada medfun merhum İshak Çelebi’nin(KS) rûhaniyyetlerinden almıştır.

Abdurrahman Sâmî’nin Halveti Hüsâmî ile Nakşi Bahâî tarikatlarından aldığı silsile Sıddık Nâci Eren tarafından belirtilmiştir.*8

Abdurrahman Sâmi verdiği eserlerle ilim âlemine , yetiştirdiği mûrid ve halifeleriyle de müslümanlığa büyük hizmetler vermiş âlim ve mutasavvıflardandır.

ESERLERÎ

A-YAZMALARI

1-Kitâb-ı Sırrı’t-Tevhîd: Eser müellifin kendi hattı ile 1241 h. yılında kaleme alınmıştır. Dili Türkçedir. Risale 32 sayfalık orta boy bir defterden ibaret olup, 22 satırdır. Fasıl başlarında “aziz ihvanlarım” diye hitabda bulunmasından kitabın müridlerine hitâben kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Mukaddimede tevhidin tarifi yapılmıştır. Daha sonra tasavvufla tarikatlar arasında fark olup olmadığı, birbirlerine üstünlüğü olup olmadığı işlenmiştir. Tevhidin mertebeleri, tevhid-i akval, tevhid-i âsâr, tevhid-i sıfat ve tevhid-i zât haşyetullah ve marifetullah, konuları çok geniş bir şekilde incelenmiştir. Müellif müridlerine nasihatlarda bulunmuştur. Risalenin hâtimesi dört bölümden müteşekkildir. Birinci hâtime “lâ ilahe illallah”, ikinci hâtime “lâ ilâhe illâ hû”, üçüncü hâtime peygamberlerin hakikatlerine göre tevhidi, dördüncü hâtime insân-ı kâmil konularını incelemiştir. Risalenin sonuna müellif, 25 beyitlik tasavvufi bir şiir ilave etmiştir.

2- Tefsîrul-Kur’ân Tenvîrül-Beyân: Abdurrahman Sâmi ‘nin(KS) eserlerinden en hacimlisi olup tefsir usulüne dairdir. Eser müellif hattı olup, 148 varak, 20 satırdır, 1342 tarihinde te’lif edilmiştir. Dili Türkçedir. Genel olarak kitabın muhteviyatını şu şekilde ifâde etmek mümkündür. Birinci mukaddimede , sûre ve âyetin tarifleri yapılmıştır. İkinci mukaddimede “tefsir” ile “te’vîl” ıstılahları arasındaki farklar dile getirilmiştir. Üçüncü mukaddimede tefsir ilminin konusu, faydası ve gayesi işlenmiştir. Bunlardan sonra sırasıyla müfessirlerin tabakaları, tefsirve tevilin caiz oluş veya olmayış sebebleri, Kur’an’ın icazı, Kur’an-ı Kerimde çeşitli ilim ve sanatlara işaret olunduğu, Kur’an’ın cem’i ve tertibi ve yine tefsir usulü ve tarihine dair konular ele alınmıştır. Ele alınan konular mufassal ve doyurucu  bir tarzda işlenmiştir.

3-Hadîs-i Erbem: Müellifin dört babdan müteşekkil kırk hadis derlemesidir. Mukaddimede belirttiğine göre müellif 24 yaşındayken bu derlemeyi yapmıştır.(1320 yılında yazmıştır) Hadislerin senedleri verilmemiş, ancak her hadisin başında hangi kaynaktan alındığı belirtilmiştir. Bablarının konularına göre isimleri şunlardır.

Birinci Bab: Ezel ile ilgili hadisler, beş hadisden ibarettir.

îkinci Bab; Dünya hayatında ibadetlerle ilgili hadisler, onaltı hadisden ibarettir.

Üçüncü Bab; Dünya hayatında muamelâtla ilgili hadisler olup on hadisden ibarettir.

Dördüncü Bab: Lâ yezâl ile alâkalı hadisler olup dokuz hadistir. Müellif risâlenin sonuna 17 beyitlik arapça bir münâcât ilâve etmiştir. Münâcâtın başlığı “Münâcât-ı Sâmiyye” dir.

4- Tevcîhül-Âyâtil-Muhtelefî’z-Zâhir: Tefsirle alâkalı yedi varaklık, onyedisatırlık kısa bir risâledir. İsminden de anlaşılacağı üzere Kur’ân’da zahiren birbirleriyle çelişen âyetlerin nasıl anlaşılması gerektiğini açıklamakta ve gerçekte Kur’ân âyetleri arasında bir ihtilâfın olmadığını isbâta çalışmaktadır.

Müellif nüshası olan bu risâle 1320 yılmda kaleme alınmıştır.

5-Kitâbü’d-Düsdûril-Bedî: Tefsirle alâkalı bu eser onaltı varak, onyedi satırlık, arapça bir risâle olup müellif hattıdır. Risale oldukça yıpranmış olup içinde birçok silintiler vardır. İki fasıldan ibâret olan eserin birinci faslı müellifin yukarıda tanıttığımız “Tevcîhü’l-Âyâti’l-Muhtelifi’z-Zâhir” adlı eserinin biraz daha mufassal biçimde kaleme alınmasından ibarettir. îkinci fasılda birbirleriyle çelişkili gibi görünen ayet ve hadislerin uyuşturulmasına çalışılmıştır. Bu fasıl birinci fasla göre gayet kısa olup sadece ikibuçuk varak yert utmaktadır.

6-Kitâbü’s-Sırril-Kadîr fî ilmil-îksîr: Müellifin kimya ilmi ile ilgili bir eseridir. 1364 yılında kaleme alınmıştır. 58 varak, 22 satır olup eser tam değildir. Kitab 14 babdır, bir de hatime vardır. Bu eserde kimya ilmi islami bir açıdan incelenmiştir. Müellif istifade ettiği 42 kaynağı kitabının başında tek tek zikretmiştir. Birinci babda kimya, simya ve iksirin tanımları ve Kur’an’dan delilleri zikdedilir. Bu ilmi inkar edenlere bir fasl altında cevap verilmiştir. Diğer bablarda çeşitli karışım ve alaşımların yapılışı bunlar için gerekli olan miktarlar anlatılmıştır.

7- Kenzül-Âşıkîn: Manzum bir eser olan Kenzü’l-Âşıkîn 73 varak, 16 satırdır. Hz. Peygamberin(SAV) hadislerini manzum bir şekilde açıklar. Arapça olarak önce hadisin metni verilir daha sonra şiir manzum bir şekilde açıklanır. Ayrıca hadislerin aralarına münâcâtlar, nâtlar, Esmâ-i Hüsnâ’nın faziletini, Hz. Peygamberin(SAV) şemailini, Hz. Peygamber’i (SAV)sevmenin gerekliliğini, Nûr-i Muhammedîyi terennüm eden kasideler serpiştirilmiştir. Müellif nüshası olan eser 1324 h.4 zilhiccede tamamlanmıştır.

8-Şerhu’l-Emâlî: Kelam ile ilgili 32 varaklık kısa bir risaledir. Küçük boy kareli deftere arapça olarak kaleme alınmıştır. Müellif hattıdır. Risalenin devamında 13 varaklık Casiye suresinin ilk yedi ayetinin tefsiri vardır. Yedinci ayette tefsir yarım bırakılmış olup tasavvufi bir tefsir denemesi mahiyetindedir.Nüsha müellif hattı olup çok silintilidir. Bu sebeble içeriği tam olarak tesbit edilememiştir.

9-Şerhul-Kâfiye: îbn Hacîb’in Kafiye’sinin şerhidir. Nahivle alakalıdır. Elimize ulaşmamıştır.

10-Fâtiha Sûresi Tefsiri: Tez konusu olan bu risale Fatiha Suresi Tefsirinin tahlilil bölümünde geniş olarak anlatılmıştır.

11 -Müteferrik Risâleler:

a- Risâletün fî mâ Yasnauhu Teâlâ Kable Halkı’l-Eşyâi, (Bir varak)

b-Risâletün fî enne’l-Abde keyfe Yülâhizu Teâlâ hîne’t-Tevhîdi, (Bir varak)

c-Risâletün alâ Kavlihî Sallallâhu Teâlâ aleyhi ve Sellem: “mâ Vesiatnî Erdî velâ Semâî ve Vesiatnî Kalbu Abdi’l-Mü’minî, (Bir varak)

d- Risâletün fî Beyâni Esrâril-İhrâkı Bi’n-Nâri, (Bir varak)

e- Risâletün fî Tahkîki ta’yîni vaktil-Kıyâmetî, (Bir varak)

f-Risâletün alâ Kavlihî Teâlâ: “Ülâike alâ hüden min rabbihim ve ülâike hümü’l-müflihûn”, (Bir varak)

g-Risâle-i Râbıta, (İki varak)

h-Risâletün fî Esrâri Tertîbi’l-Enbiyâi aleyhimü’s-Salâti ve’s- Selâm (Nâ-tamâm)

B-MATBÛ ESERLERİ:

1-Mi’yârul- Evliyâ: Kitab dört ana babı içermektedir.

Birinci Bab: Şeriatla alakalıdır.Birinci fasılda Şeriat’ın tarifi yapıldıktan sonra İslam Akaidi ele alınmış, ilâhiyyat konularına tasavvuf ve kelamın nasıl baktığı anlatılmıştır. Allah Tealanın zâtı, sûbûtî ve fiilî sıfatları işlendikten sonra nebeviyyât ve sem’ıyyât konulan işlenmiştir. Aynca firak-i dâlle ele alınmıştır.

İkinci fasılda namaz, oruç, hac, zekat, taharet vb. ibadetler sûrî ve mânevi yönden ele alınmıştır.

İkinci Bab: Tarikatlarla alakalıdır. Tarikatın tarifi, çeşitli tarikatların ortaya çıkış sebebi, zikrullahın çeşitleri ve fazileti, muhib, sâlik, mürid ve murâdın tarifleri, hicab mertebeleri ve sûlûkun lüzumu, sûlûkun çeşitleri ve sülûktaki menziller ele alınmıştır. Bundan sonra Kâdiriyye, Rifâiyye, Sûhreverdiyye, Medîniyye, Ekberiyye, Şâzeliyye, Bedeviyye, Mevleviyye, Dessûkıyye, Sa’diyye, Bektâşiyye, Halvetiyye, Bayramiyye. Gûlşeniyye, Ahmediyye, Zeyniyye, Şa’bâniyye, Uşşâkiyye, Mısriyye, Cerrâhıyye, Bekriyye, Hâlidiyye tarikatları ile bunların silsile ve şubeleri anlatılmıştır.

Üçüncü Bab: Hakikat hakkında olup tasavvuf ve sufiyye ıstılahlarının tarif ve açıklamalarını içermektedir.

Dördüncü Bab: Ma’rifetullahı avam, havas ve hassu’l-havâsa göre açıklamaktadır. Kitabın hâtimesi ise vahdet-i vücûd hakkındaki yanlış anlamaları izâleye yöneliktir. Kitabın sonunda haftanın yedi gününde yapılması gereken virdler zikredilmiştir.

2-Divân-ı Sâmi :

İsminden de anlaşılacağı üzere Abdurrahman Sâmi’ nin basılmış olan ilk divanıdır. 1980 yılında Şahinler vakfı tarafından basılmıştır. 215 şiirden müteşekkil olup tamamen tasavvufi konuları terennüm etmektedir. İçinde iki adet arapça şiir ile bir tane farsça şiir vardır. Genel olarak, ilâhî aşk, Peygamber (SAV) sevgisi, dervişlerin özellikleri, zühd, ve tasavvuf büyükleri ile Kerbelâ hadisesi gibi konular işlenmiştir.

3-Müntehabât-ı Sâmiyye: Bu kitap 64 sayfa orta hacimli muhtelif konulardan derleme bir eserdir. 1338 yılında Serbesti matbaasında basılmıştır. Kitap beş babdan müteşekkildir.

Birinci Bab: Hastalıkların besmele ve Kur’an surelerinin okunarak tedavi edilmesi ile ilgilidir. Hangi surenin hangi hastalığa çare olduğu kaçkere okunması gerektiği belirtilmiştir.

İkinci Bab: Kur’an’daki bazı ayetlerin özellikleri ve faydaları anlatılmıştır.

Üçüncü Bab: Rüya tabirleri hakkındadır.

Dördüncü Bab: Hastalıkları esmâ-i Hüsnâ ile tedavi edilmesi hakkındadır. Muhtelif hastalıklann tedavisinde hangi isimlerin kaç kere okunacağını ve sıralamasını açıklamaktadır.

Beşinci Bab: Kur’an ile tefe’ülün çeşitleri ve şartlan anlatılır.

4- Evrâdü’l-Mukarrabîn: Kitab müellifin mukaddimede belirttiği üzere 1327h. de kaleme alınmıştır. Dili arapça olup 93 sayfadır. Eserin tam adı “Evrâdü’l- Mukarrabîn fî Salavâti Seyyidi’l-Evvelîne ve’l-âhirîn” dir. Kitab Cuma gününden başlamak üzere haftanın yedi gününde müridlerce okunacak vird, dua ve salavât-ı şerîfeleri açıklamaktadır. Müellif şartlarına riayet edilmesi koşulu ile bu duaları okuyabilmeleri için bütün müslümanlara icazet vermiştir. Kitapta yazann hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler vardır.

5-el-Meslekü’s-Sâmiyye fî sülûki’n-Nakşiyyetil-Behâiyye ve’l- Halvetiyyetil-Hüsâmiyye:

Nakşî ve Halvetî tarikatlarına göre sülükta başlangıçtan itibaren nefsin katettiği makamlar ile bu makamların anahtarları, ayet ve hadislerle anlatılmıştır. 13 sayfalık bu eser arapça kaleme alınmakla birlikte, türkçe tercemesi ile berâber basılmıştır. Tercemenin kimin tarafından yapıldığına dair bir kayıt olmamakla beraber, tercemenin de müellif tarafından yapılmış olması kuvvetli bir ihtimâldir. Zira kitab basıldığında müellif hayattadır. Kitapta açıklanan makamlar şunlardır: Nefs-i emmâre, nefs-i levvâme, nefs-i mülhime, nefs-i mutmeinne, nefs-i râziye, nefs-i mardiyye, nefs-i safiyye, nefs-i zekiyye, nefs-i fâniye, nefs-i bâkiye, makâm-ı cem’ü’l-cem’, makâm-ı el-verâsetü’l-âdemiyye, makâm-ı el-verâsetü’n-Nûhıyye, makâm-ı el-verâsetü’l-İbrâhîmiyye, makâm-ı verâsetü’l-Yûsifiyye, makâm el-verâsetü’l-Mûseviyye, makâm-ı el-verâsetü’l-İseviyye, makâm-ı el-verâsetü’l-Muhammediyye olmak üzere onsekiz makamdan ibârettir. Müellif kitabım tenbih bölümü İle sona erdirmektedir. Burada Hak âşıklarına nasihatlerde bulunulmakta, sâmimiyetle isteyenlere bu kitapdan istifade etmeleri için icâzet verilmektedir.

6-Şerh-i Esrâr-i Esmâi’l-Hüsnâ:

Bu eserde esmâ-i hüsnâ’nın kısaca manaları, kulun bu isimlerden alması gereken hisse, esmâ-i hüsnânm şifa olduğu hastalıklar anlatılmaktadır. Risaleyi Mustafa Şevket Erol latinize ederek yayınlamıştır.Basım yeri ve tarihi hakkında bir kayıt konulmamıştır.

7-Binâ-yı İslâm:

“İslam beş şey üzerine bina edilmiştir” hadisinden yola çıkarak, islamın beş rüknü tafsilatlıca incelenmiştir. Her rükn için bir bab ayrılmıştır. Bilhassa birinci babda kelime-i tevhidin tasavvufi açıdan bir tefsiri yapılmıştır. Diğer bölümler daha ziyade ilmihal bilgileri ihtiva etmektedir.

8-Hediyyetül-Âşıkîn: Dört babdan müteşekkil 36 sayfalık bir eserdir.

Birinci babda iman islam ve ehl-i sünnetin itikadı incelenmiştir.

İkinci bab da islamın beş rüknü tasavvufi bir üslubla açıklanmış, bu rükünleri yerine getirmeme durumunda insanın karşılaşacağı cezalar belirtilmiştir.

Üçüncü babda ahlakın menşei, tarifi ve çeşitleri incelenmiştir.

Dördüncü bab; şeriat, tarikat, feyiz, ma’rifet, zikrullahın fazileti, mürşid-i kâmilin alametleri, evlilikte karşılıklı hak ve hukuktan bahseder.

9-Tuhfetül-Uşşâkiyye:

Uşşaki tarikatının Önde gelen meşayihinden Abdullah Salahaddin Uşşaki’nin(KS) eseri olup, Abdurrahman Sâmi(KS) tarafından terceme edilmiştir. Tuhfetü’l-Uşşâkıyye iki babdan ve bir hatimeden müteşekkildir.

Birinci babda tarikat sâliklerinin farz namazlarda uyulması gereken kural ve edebler, ikinci babda ise nafile namazlarda saliklerin gözetmesi gereken kurallar anlatılmaktadır. Abdurrahman Sâmi (KS)tercemenin sonuna icazet erkanı ile alakalı; tac, şeyh, mürşid, post ve ayinler hakkında bilgi veren bir tetimme ilave etmiştir.

Abdurrahman Sâmi ‘nin(KS) eserleri bunlarla sınırlı değildir. Evrâd-ı Mukarrabîn isimli eserinin kapağında eserlerinin bir listesi verilmiştir. Buna göre elimize ulaşmayan eserleri şunlardır:

1l-Şerh-i Nûniyye ed-Dürretül-Meknûniyye; akaidle alakalı.
2-Kenzül-ârifin: Tasavvufla alakalı.
3-Risâle-i Hürriyyet
4-Mîhveri’l-ulûm,
5-el-Mecâlisü’s-Sâmiyye,
6-Cevâmiu’l-Kelim.
7-Zübdetü’l-ulûmül-Arabiyye.
8-Nâme-i Muharrem.
9-Medâricü’s-Sâlikîn ve meâricü’l-Vâsılîn.

1*Hüseyin Vassâf. Sejıne-i Evliya, c.4, v.299
2*Abdurrahman Sami. Dîvân-ı Sâmî, s.243, İzmir, 1980
3*Dîvân-ı Sâmî, s.243: Sıddık Naci Eren, Yüce Veliler ve Anadolu Evliyaları, s.536, İstanbul, 1990
4*Sıddık Naci Eren, Yüce Veliler ve Anadolu Evliyaları s.536
5*Sıddık Naci Eren, Yüce Veliler ve Anadolu Evliyaları s.536
6*Bk. Abdurrahman Sâmi, Kitâb-ı Sırı’l Kadîr fî İlmi’l-Îksîr, M. Erol Kılıç özel ktp.
7*Bk. Abdurrahman Sâmi, Divân-ı Sâmî
8* Sıddık Naci Eren-Evrâd-ı Saâdet-i Ebediyye. s. 119-123, Balıkesir, 1987

Hayatı için tıklayınız…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s